TURÇEP, ''Gediz nehrine hepimizin vefa borcu var''

TURÇEP, ''Gediz nehrine hepimizin vefa borcu var''

TURÇEP, ''Gediz nehrine hepimizin vefa borcu var''
21 Temmuz 2021 - 09:09 - Güncelleme: 21 Temmuz 2021 - 09:24
TURÇEP (Turgutlu Çevre Platformu) İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Ege Belediyeler Birliği Başkanı Tunç Soyer’in, İzmir Körfezi’ne akan Gediz Nehri'ndeki kirliliğe dikkat çekmek için “Temiz Gediz Temiz Körfez” sloganıyla başlattığı eylemlilik ülke gündemine ses getiren eylem olarak yerleştiğini açıkladı. Tartışma ve polemiklere yol açan gezi ile ilgili .TURÇEP (Turgutlu Çevre Platformu) Yürütme Kurulu olarak  görüşlerimizi açıklama zorunluluğu duyduk.
Gediz Nehri için başlatılan doğru ve güzel bir girişimin polemikler sonucu çarpıtılarak asıl mecrasından saptırılacağı endişemiz ile konuyla ilgili görüşlerimizi kamuoyuyla paylaşırken, Tunç Soyer’in başlattığı girişimin doğru ve güzel bir eylem olduğuna, öte yandan etkinlikle ilgili organizasyon eksikliklerine dikkat çekmek isteriz.
GEÇ BİLE KALINMIŞ, DAHA FAZLA GEÇ KALMAMAK ADINA ATILMIŞ BİR ADIM
TURÇEP Yürütme Kurulu olarak; Gediz Nehri'ndeki kirliliğin Türkiye açısından ne kadar vahim konu olduğuna dikkat çekmek için bu tür bir etkinlikte geç bile kalındığı, Tunç Soyer’in başlattığı etkinliği iklim krizi ve kuraklık tehdidi gibi gerçekler yaşanırken “daha fazla geç kalmamak” adına başlatılmış bir girişim olarak değerlendirmekteyiz. Türkiye’nin de, can çekişmekte olan Gediz Nehri’nin de daha fazla zaman kaybetmeye tahammülü kalmamıştır. Gediz Nehri’ndeki kirliliğin ne kadar vahim olduğu ülke gündemine ilk kez 1998 yılındaki Ege Belediyeler Birliği’nin raporu ile girmiştir, dolayısıyla böylesi bir ilk adımın da zaten Ege Belediyeler Birliği’ne düşmesi gerekmektedir.
Tunç Soyer’in başlattığı girişimin desteklenmesi gerektiği görüşümüzü ifade ederken, asıl tartışılacak ve eleştirilecek konuların etkinlikle ilgili organizasyon eksiklikleri olabileceğine dikkat çekmek isteriz. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Ege Belediyeler Birliği Başkanı Soyer’in başlattığı Gediz turu ile ilgili sürece çevre örgütlerinin yeterince katılımının sağlanamadığı, hatta Soyer ekibinin kendi yerel örgütlerinin bile katılımını yeterince sağlayamadığını gözlemledik.Tur ekibinin ilçemize geleceği gün ve saati bizler bile çok geç öğrendik. Buna rağmen konunun öneminin bilincinde davranarak buluşma noktasında yerimizi aldık ve Gediz Nehri’nin durumu konusunda bizler de TURÇEP olarak sözümüzü söyledik.
Marmara Denizi’nin ölüm sinyali olan müsilaj olayının da Tunç Soyer’in, “Temiz Gediz Temiz Körfez” sloganıyla daha fazla geç kalmamak adına böyle bir girişime başlamasını tetiklediğinin farkında olarak, pandemi koşullarında düzenlenen bu tür organizasyonlarda bazı eksiklikler ve sıkıntılar oluşmasını anlayışla karşılayabiliyor, organizasyondaki eksikliklerin hem etkinliğin anlatılması hem de anlaşılmasında yanlışlar ve eksiklikler olarak etki yaptığını gözlemleyebildiğimizi belirtmek istiyoruz.
Bugün ülke gündemine oturan ve ses getiren anlamlı bir etkinlik üzerinde yaratılan kısır polemiklerin, olumlu bir eylemliliğin yanlış anlaşılmasına hizmet edeceğine dikkat çekerken, başlatılan eylemlilik sürecinin bu tür polemiklerle kaosa düşürüleceği, kamuoyu gündeminde magazinsel bir konu imiş gibi kalıp, saman alevi gibi sönüp gitmesine yol açacağı endişesini de paylaşmak isteriz. Enerjimizi polemikler içinde yer almak veya yeni polemikler yaratmak yerine, Gediz Nehri ile ilgili oluşan şu anki duyarlılığın daha da yükselmesini sağlayarak Ege Bölgesi çapında geniş bir alana yayılacak hale getirilmesi, canlı ve diri kalmasını sağlamak bu konudaki en doğru davranış ve pozitif yaklaşım olacaktır.
Çünkü Gediz’in de böylesi sağduyulu bir davranışa ve yaklaşıma ihtiyacı var. Gediz Nehri mitolojik çağlardan beri ‘kutlu akarsu’ (kutsal Ma ırmağı veya mitolojideki adıyla Maionia) olarak bilinen değerli bir akarsudur. Çağlardan beri büyük bir şefkat ve cömertlikle sulayıp beslediği bu toprakları ve adını verdiği Gediz Vadisi’ni dünyada eşi benzeri olmayan bir verim ve bereket armağan ederek, dünyanın en bereketli ve değerli vadileri arasına sokan Gediz Nehri’ne bu yüzden hepimizin de büyük vefa borcu var.
ARITMA TESİSİNE KAVUŞMAK, TEK BAŞINA YETERLİ BİR ÇÖZÜM GİBİ GÖRÜLMEMELİ
Turgutlu halkının vahşi madenciliğe karşı verdiği çevreci mücadele sürecinde çevre sorunları ve doğaya sahip çıkma konusunda olumlu bir duyarlılık düzeyine geldiğini görebiliyoruz. Gediz’deki kirliliğin önlemesi için arıtma tesisi kurulması konusunda yıllar önce “ben deli miyim arıtma tesisi yaptırayım” denilerek, arıtma tesisi konusunu maden şirketine havale edip, halkın istemediği maden şirketinin meşru hale getirilmek istendiği günleri yaşamışken, bugün Turgutlu’nun arıtma tesisine kavuşması için çaba ve girişimde bulunulan günlere gelindiğini ve OSB arıtma tesisinin yeni yıla kadar ihaleye çıkarılacağını biliyoruz. Turgutlu Belediye Başkanı Çetin Akın’ın duyarlılık ve girişimleri ile ihale aşamasına kadar gelen arıtma tesisi konusunun Manisa’nın diğer ilçeleri için de örnek olmasını dileriz.
Ancak arıtma tesisine kavuşmak sorunun tek çözümü imiş gibi görülmemeli, OSB olarak arıtma tesisine kavuşmakla Gediz’in kirletilmesi sonunun çözüldüğü ve bittiği yanılgısına düşülmemelidir. Çünkü Türkiye gerçeğinde maalesef kirleticilerin sayısının giderek daha da çoğaldığı bir dönem yaşamaktayız. Asıl yüzleşilmesi gereken; izlenmekte olan yanlış ekonomi ve çevre politikaları ile bunun sonucunda yaratılan çarpık sanayileşme anlayışı. Asıl kirletici unsur bu çarpık sanayileşme anlayışıdır. Marmara Denizi’nin müsilaja boğulması, Ergene Nehri’nin dünyanın en kirli nehirlerinden biri haline gelmesi, artık can çekişen Gediz Nehri’nin, diğer bütün akarsu ve denizlerdeki kirliliğin temelinde çarpık sanayileşme anlayışının yattığı gösterilmektedir.
Tarım arazilerinin sanayileşmenin baskısı altına sokulması, verimli tarım arazilerinin jeotermal santral, termik santral, madencilik ve biyogaz projeleri için feda edilmesi ciddi sorunlar olarak ortada dururken, kirletici ortamı da daha vahim düzeyde arttırmaktadır. Çaldağı’nın tepesinde ve Çaldağı ormanı kıyısında nikel madeni tesisleri halen bir tehdit olarak varlığını sürdürürken, Irlamaz mahallesinde şehrin içme suyunu tehdit edecek şekilde şu şebekesi yakınına biyogaz tesisi, İzzettin mahallesinde sulama kanalı ile Irlamak deresi yanıbaşına ve Gediz Nehri’ne çok yakın mesafede biyogaz tesisi kurulmak istenmesi, çarpık sanayileşme anlayışının getirdiği çevresel sorunların arttığının göstergesidir.
Küresel ısınma, iklim krizi ve kuraklık tehdidi ile pandeminin pençesinde dünyamızdaki yaşam sınanırken bizlere düşen; doğaya sahip çıkan bir çevreci duyarlık ve ekolojik bir toplumsal yaşam bilincinin geliştirilmesidir. Bu bağlamda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Ege Belediyeler Birliği Başkanı Tunç Soyer’in Gediz Nehri konusunda başlattığı duyarlı girişimin canlı ve diri tutularak ülkemizin yarınlarına taşınması gerektiği görüşümüzü yineliyoruz.
Bilinmesi gereken; Gediz’in sadece bir nehir değil, ekosistem içinde bulunduğu bölgeye can veren bir hayat damarı olduğu ve Gediz Nehri’nin ölümünün dünyanın en değerli vadilerinden olan Gediz vadisinin de yok olması sonucunu getireceği, bu nedenle Gediz Nehri’ni kaybetmenin vebalinin de bedelinin de Türkiye için çok ağır olacağı gerçeğidir.Sağlıklı ve esenlikli günler dileklerimizle, halkımızın bayramını kutluyoruz.
Kamuoyuna saygılarımızla…

 
Bu haber 311 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum