Tam kapanma kararı

Tam kapanma kararı

Tam kapanma kararı
26 Nisan 2021 - 20:07

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığındaki kabine toplantısının ardından açıklama yaptı. Erdoğan, koronavirüs tedbirleri kapsamında 3 haftalık tam kapanma kararının alındığını duyurdu.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kabine toplantısı sonrası açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ı misafir ettik. Görüşmemizde ikili iş birliği konularını yarın Cenevre'de gerçekleştirilecek gayrı resmi 5+1 Birleşmiş Milletler toplantısını ele aldık. Tatar, Kıbrıs'tan aldığı destekle egemen eşitliğe dayalı iki devletli çözüm vizyonunu gündeme getirecek. Türkiye olarak biz de bu vizyona tam destek vereceğiz. Kıbrıs'ı çözümsüzlüğe mahkum etmek isteyen zihniyete müsamaha göstermeyeceğiz. Türkiye sınırları dışından ve içinden maruz kaldığı terör saldırılarına karşı 2015 yılından itibaren terörle mücadelesinde yeni bir konsepte geçmiştir. Teröristlerin burnumuzun dibine kadar gelip eylem yapmasını beklemeden terör örgütlerini inlerinde bulup yok etme stratejisiyle hareket edeceğimizi duyurduk.
Biden'a yanıt
Biden, 24 Nisan günü yayınladığı bir mesajda coğrafyamızda bir asırdan daha uzun süre önce yaşanmış acı olaylarla ilgili mesnetsiz, haksız ifadeler kullanmıştır. Hiçbir tarihi ve hukuki temeli olmayan bu ifadeler milletimizin her ferdi gibi bizi de ziyadesiyle üzmüştür. Açıklamadaki ifadelere radikal Ermeni çevrelerin baskısıyla yer verildiğini düşünüyoruz. Bu durum ortaya çıkan tablonun iki ülke ilişkileri üzerindeki yıkıcı etkilerini ortadan kaldırmıyor. Türkiye olarak tarihte yaşanılan acıların yarıştırılması gibi bir anlayışı kesinlikle insani bulmuyoruz ama böyle bir yola girilecekse bu yarıştan alnı ak çıkacak tek milletin biz olduğunu hatırlatmak isteriz. Amerika ve Avrupa başta olmak üzere böyle bir mukayese sonrasında insan içine çıkamayacak hale gelecektir. Esasen son iki asırda en büyük sivil can kayıpları Osmanlı coğrafyasında bizim vatanımızda olmuştur. Tarihteki olayların araştırılması bu işin erbabına yani tarihçilere bırakılmalıdır, siyasetçilere değil. Yıllardır dile getirilen Ermeni iddiaları konusunda ortak bir tarih komisyonu kurulması teklifimize cevap alamadık. 
Anadolu ecdadımızın yönetiminde asırlar boyunca farklı inançtan insanların huzur içinde yaşadığı bir coğrafya olmuştur. Ermeniler de bu dönemde dini özgürlüklerini kazanmışlardır. Tarihimize 93 harbi diye geçen hadiseye kadar bu barış iklimi sürmüştür. Osmanlı'nın son döneminde ülkedeki pek çok kesim Batılılar tarafından tahrik edilerek cesaretlendirilerek bize karşı ayaklandırılmışlardır. Bugün üzerinde çok sayıda devletin yer aldığı Balkan toprakları bu şekilde başlatılan savaşlarla ülkeden koparılmıştır. Doğuda da aynı senaryo Çarlık Rusyası'nın da iştirakiyle Ermeniler üzerinden oynanmıştır. Ermeniler büyük katliamlara yönelmişlerdir. Ermeni örgütleri köyleri ve şehirleri basıp önlerine gelenleri öldürmüşlerdir. Pek çok yerde sayıları milyonla ifade edilen tamamı sivil Türk ve Kürt nüfus Ermeni çeteler tarafından katledilmişlerdir. 24 Nisan'da insani trajedi anlamında hiçbir şey olmamıştır. 24 Nisan 1915 tarihi sadece Osmanlı Devleti'nin savaş halinde bulunduğu ülkelerle bir olup aleyhine faaliyet yürüten Taşnak Hınçak gibi örgütleri kapatıp 235 yöneticisini tutukladığı gündür. Yaşanan herhangi bir can kaybı da söz konusu değildir. Ülkemizdeki Ermeni toplumu dünyadaki genel uygulamaya paralel şekilde bu tarihi kendi acılarını anma günü olarak kabul etmiştir. Biz de gerçekte bu tarihte ne olduğunu bilmemize rağmen Ermeni toplumunun tercihine saygı duyarak kendilerine mesaj gönderiyoruz. 
Ortada tarafların karşılıklı savaşmış olmalarından kaynaklanan bir kayıp olsa bu da anlaşılabilir. Ermeni çeteciler yaptıkları katliamları ve yüzbinlerce insanı göçe zorladıklarını övünerek anlatmışlardır. Bununla ilgili pek çok belge bölge ülkelerinin arşivlerinde mevcuttur. Osmanlı Devleti sevk ve iskan kanunuyla bu katliamları gerçekleştiren çetelerin dayandığı Ermeni nüfusu geçici olarak başka bölgelere gönderme kararı almıştır. Ben belgelere dayanarak konuşuyorum Biden neye dayanarak konuşuyor bilmiyorum. 1 milyonun üzerinde arşivlerimizde belge var. Sevk ve iskana tabi tutulanların sayısı Amerika'nın kendi raporlarında bile en fazla 600 bin olarak belirtilmektedir ki gerçek rakam daha da azdır. Osmanlı'nın Ermeni nüfusu yer değiştirme işlemi sırasında salgın hastalıktan, asayiş sorunlarından veya güvenlik güçleriyle çatışırken hayatını kaybedenlerin sayısı ise 150 bini ancak bulmaktadır. 
Ermeni tarihçiler kayıpların çoğunun cephedeki savaşlarda yaşandığını da belirtirler. Osmanlı devleti Ermeni nüfusu başka bir yere göndermemiş, kendi toprakları içinde yer değiştirtmiştir. Hazırlık için 1 hafta süre verilmiş, mazareti olanlar sevkten muaf tutulmuştur. Sevkte gereken idari tedbirler alınmış, gereken tahsisat yerel birimlere gönderilmiştir. Kimsesiz kalmış olan Ermeni çocuklara sahip çıkılarak kendileri için yetimhaneler kurulmuştur Sayın Biden.Mağdur durumda olan Ermenilere dışarıdan yardım gönderilmesine hiçbir zaman engel çıkartılmamıştır. Hiçbir yerde Ermenilere ait toplu mezara rastlayamazsınız. Böyle bir hadise yaşanmamıştır. Savaş döneminde ülkemiz topraklarında çoğu İstanbul ve batı şehirlerinde olmak üzere 300 bin Ermeni yaşamayı sürdürmüştür. Şu anda İstanbul'da yine 100 bin Ermeni yaşamaktadır. Savaş sonrası geri dönenlerle bu rakam bir ara 650 bine yaklaşmıştır. İnsanlar katlettikleri, soykırıma uğratıldıkları bir yere gönüllü olarak geri dönmezler sayın Biden. İngilizler tarafından 1921 yılında yapılan nüfus istatistiğinde toplam Ermeni nüfus 1,2 milyona yakın olarak belirtilmektedir. Bilhassa Suriye, Ürdün, Lübnan gibi yerlere gönderilen Ermenilerden önemli bir kısmı zamanla Amerika ve Avrupa'ya göç etmişlerdir. Ermeni tezlerini destekleyenler o dönemde evlerinden ayrılan herkesi öldürülmüş gibi göstererek soykırım yalanlarını desteklemiştir. Osmanlı iç karışıklık yaşanan bölgelerdeki Ermeni nüfusu başka yere göndermeseydi, cephelerdeki askerlerini geri çekmek mecburiyetinde kalacaktı.

smanlı cephede düşmanda değil sınırları içindeki çetecilerle mücadele ederken savaşı kaybetmiş olacaktı. Allah göstermesin İstiklal Harbimizi bile tehlikeye atacak boyutlara bırakabilirdi. Ermenileri bu sinsi senaryoda acımasızca kullanmışlar, amaçlarına ulaşamayınca ölülerini dahi istismar etmekten çekinmemişlerdir. 1 asır önce bugünkü Ermenistan'ın olduğu yerde nüfusun yüzde 80'inden fazla Müslümanlardan oluşuyordu. 
'Kızılderilileri söylememe gerek yok'
30 yıl önce işgal edilen Dağlık Karabağ ve Azerbaycan şehirlerinde yapılanlar da ortadadır. Sayın Biden, Minsk 3'lüsü diye bir üçlü oluşturulmuştur. Burada Amerika, Rusya, Fransa vardı. 30 yıl bu işgalden kurtarmadınız, oradaki insanları ve Azeri kardeşlerimiz ne yazık ki 1 milyonu aşkın oralardan hicret etmek durumunda kaldı. Bütün o yerler, o Karabağ, bütün binaları her şeyi maalesef yakıldı, yıkıldı. Soykırım diyorsanız aynaya bakıp kendinizi değerlendirmeniz lazım. Kızılderilileri söylememe gerek yok. Bütün bunlar ortada iken sizler kalkıp da Türke, Türk milletine soykırım yaftasını yapıştıramazsınız. Bakın buralarda on binlerce sivil insan katledilirken, 15, milyon Azerbaycanlı kardeşlerimiz evlerini terk etmek mecburiyetinde bırakılmıştır.Toplamda 17 milyon insanın öldüğü 1. Dünya Savaşı döneminde yaşanan sivil kayıplar üzerinden değerlendirme yapacaksak şunları da hatırlatmamız gerekiyor: Aynı dönemde Çarlık Rusyası topraklarında yaşayan yüz binlerce Alman ve Musevi kökenli vatandaşını Alman ordusuyla iş birliği yapma ihtimalleri olduğu iddiasıyla Sibirya tarafına sürmüştür. Daha doğrusu sürgün adı altında insanların çok büyük bölümü açlık, hastalık, soğuk altında ölüme terk edilmiş. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Rus asıllı insanı kurşuna dizerek, asarak, toplama kamplarında ölüme yollamışlardır.
Balkanlar ve Kafkaslar'da bizim uğradığımız 5 milyonu ölümle ve 5 milyonu yerinden edilmeyle sonuçlanan kayıpları tekrar hatırlatmak istiyorum. Ermenilerin kayıpları soykırım olarak nitelendirilecekse aynı dönemde yaşanan tüm olaylar aynı paranteze alınmalıdır. Amerika ve Avrupa tarihinde soykırım diye nitelendirilecek nice hadiseye rastlayabiliriz. Kızılderililerden siyahilere, Japon şehirlerine atılan atom bombalarına, Vietnam'dan Irak'a kadar pek çok başlıkta bu konular tartışmaya açılabilir. Güney Amerika'dan Doğu Asya'ya kadar birçok toplum yaşadıkları zulümleri hala yüreklerinde yara olarak taşıyor. 
Soykırım kavramı ve bununla bağlantılı süreçler, geriye doğru da işletilemeyecek şekilde 1948 ve sonrasına aittir. Burası çok ama çok önemlidir. Bu ithamın ifade edilebilmesi için ortada tarihçilerin üzerinde uzlaştığı somut deliller ve mahkeme kararları olması gerekir. Ermeni iddialarıyla ilgili ortada somut delil olmadığı gibi uluslararası mahkeme kararı da mevcut değildir. Türkiye olarak ortak tarih komisyonu kurulması, arşivlerin açılması teklifleri meselenin tarihi olarak doğru bir zemine oturmasını amaçlamaktadır. Biz kendimizden emin olduğumuz için bu konuda her türlü araştırmaya, tartışmaya açığız. Aleyhimize yayın yapacağınızı bildiğimiz araştırmacılara bile arşivlerimizi kapatmıyoruz. Buyurun, gelin bakın. Asala terör örgütünün özellikle 1970'li yıllarda diplomatlarımıza karşı gerçekleştirdiği saldırıları da unutmadık unutmayacağız Biden. Ermeni toplumuyla sorunumuz sıkıntımız yoktur. Ermenistan devletiyle de iyi komşuluk esasına dayalı ilişki tesis etmek istiyoruz. Bunun için son 16 yıldır fedakarlığını hep bizim yaptığımız adımlar attık, samimi bir karşılık bulamadık. 
Türkiye olarak tüm samimiyetimizle ABD ile de Avrupa Birliği ile de eşit ve adil şartlarda birlikte çalışmak beraber yol yürümek istiyoruz. Küresel siyasi ve ekonomik sistemin yeniden şekillenme süresinde bu iş birliğinin çok daha önemli ve herkesin faydasına olduğuna inanıyoruz. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Biden ile Haziran ayında kararlaştırdığımız görüşmede bu konuları yüz yüze değerlendirerek yeni bir dönemin kapılarını aralayacağımıza inanıyorum. 
Koronavirüs tedbirleri
Koronavirüs salgını dünyayı kasıp kavurmaya devam ediyor. Sağlık hizmetleri konusunda herhangi bir sıkıntı yaşanmıyor. Hem salgın dönemini hem Ramazan ayını gözeterek ihtiyaç sahibi ailelere dağıtmak üzere başlattığımız patates ve soğan dağıtımlarında 103 bin tonu geride bıraktık. Artan vaka ve vefat sayıları bizi Ramazan ayıyla birlikte tedbirleri sıkılaştırmaya mecbur bırakmıştır. Bu tedbirlerin neticelerini yavaş yavaş almaya başladık. 
Ramazan Bayramı'nın ardından hayatımızı kolaylaştıracak adımları atabilmek için rakamların bugünün altına düşmesi şarttır. Avrupa'nın açılma sürecine girdiği bir dönemde bizim geride kalmamamız için vaka sayılarını 5 binin altına indirmeliyiz. Aksi taktirde turizminden ticarete ve eğitime kadar her alanda ağır bir faturayla karşı karşıya gelmemiz kaçınılmaz olacak. Özel hastanelerde yoğun bakım ve aşı hizmetlerinden dolayı ücret talep edildiğine dair şikayetler alıyoruz. Hukuken bu hizmetler için vatandaşlarımızdan hiçbir ücret talep edilemez. 
29 Nisan 2021 Perşembe akşamı saat 19.00'dan başlayıp, 17 Mayıs 2021 Pazartesi sabah 05.00'e kadar sürecek şekilde tam kapanmaya geçiyoruz. İçişleri Bakanlığı genelgesinde belirtilen istisna tutulan kuruluşlar hariç, tüm iş yerleri faaliyetlerine ara verecektir.
Şehirler arası seyahatlerin tamamı izne tabi olacak ve şehirler arası toplu taşıma araçları yüzde 50 kapasiteyle çalışabilecek.
Konaklama tesislerindeki rezervasyonlar, sokağa çıkma ve şehirlerarası seyahat kısıtlamaları için istisna teşkil etmeyecektir.
Anaokulu, kreş, 8'inci ve 12'nci sınıflar dahil, tüm kurumlarda yüz yüze eğitime ara verilecek, tüm sınavlar ertelenecektir.
Sürecin hedeflediğimiz sonuçları verebilmesi için kurallar en sıkı şekilde uygulanacak, tedbirlerin istismarına izin verilmeyecektir.


Bu haber 464 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum