Özgür Özel Avrupa'nın göbeğinde Avrupalı liderleri eleştirdi
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Brüksel'deki mitingde, Türkiye'deki yaşananlara sessiz kalan bazı Avrupalı liderleri eleştirdi. Özel, "Diğer yandan Erdoğan'la bir al-ver ilişkisi içinde oldukları için Türkiye'deki demokrasiye karşı kurulan kumpasa karşı susanlar var, sessiz kalanlar var. Sus pus olanları da tarih önünde kaydediyoruz." dedi.
Miting, Belçikalı devlet adamı Jean Rey’in adını taşıyan Place Jean Rey Meydanı’nda yapılıyor. Avrupa’nın birçok ülkesinden vatandaşlar, sabahın erken saatlerinden itibaren Brüksel’e hareket etti.
Almanya, Hollanda ve Fransa’daki CHP birlikleri ile yurttaşlar, otobüslerle mitinge katılmak üzere Brüksel’e vardı.Birlik temsilcileri, “Avrupa’daki yurttaşlarımızın demokrasiye, laikliğe ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkma kararlılığı bizleri gururlandırıyor” açıklamasında bulundu.Yurt dışındaki CHP örgütleri ve vatandaşlar; Almanya, Hollanda ve Fransa’dan otobüslerle Brüksel’e gelerek mitinge katıldı. Etkinlikte Avrupa’daki kardeş parti temsilcileri ve çok sayıda yurttaş hazır bulundu.Özel, Brüksel'de yaptığı konuşmada şunları söyledi:"Birilerinin küçümsediği gibi Avrupa'daki Türkler, ülkesini düşünmeyen insanlar değil; Türkiye için, ülkenin yarınları için söyleyecek sözü olan kahramanlardır. 19 Mart'ın ardından İstanbul'da ve Türkiye'de tam 60 kez bir araya geldiler. Önce miting yapıyoruz sandılar, 'Toplanırlar dağılırlar' dediler. Ama her çarşamba İstanbul'da bir ilçede 100 binleri, her hafta sonu Türkiye'nin bir ilinde, o şehrin en tarihi mitinglerini yaptık. Çünkü yaptığımız şey bir miting değil, eylemdi. Suçsuz yere 207 gündür hapiste bulunan Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu'na, Adana gibi başkan Zeydan Karalar'a, 16 belediye başkanımıza, Türkiye'deki tüm siyasi tutsaklara, Selahattin Demirtaş'a, Figen Yüksekdağ'a, düşüncesinden dolayı içeride kim varsa ona sahip çıkmaya geldik. 'Birinden kurtuldum sıra ötekine gelsin' diye Mansur Başkanı hedefine almaya çalışanlara 'aklınızı başınıza alın, Mansur Yavaş yalnız değildir' demeye geldik.
"TÜRKİYE'DEKİ DARBEYE SUSANLARI NOT EDİYORUZ"
Erdoğan'la al-ver ilişkisinde oldukları için susanlar var. Buradaki bütün demokratların varlığını bildiğimiz gibi birtakım çıkar hesaplarıyla Türkiye'nin karşısında sus pus olanları da kaydediyoruz. Kardeş partileri saygıyla selamlıyorum. Türkiye'deki darbeye susanları not ediyoruz.
Irak'ın işgaline Amerika ile birlikte nükleer silah var diyerek susanları nasıl tarih bugün utandırıyorsa, bugün de Amerika'yla birlikte Suriye'deki hesaplar için Türkiye'deki darbeye susanları görüyoruz, not ediyoruz. AK Parti iktidarı siyasete işine geldiği gibi bir kural koymaya çalışıyor. Türkiye'de ne olursa olur, ben yaparım, orada kalır diyor. Sen çıkarsan dışarıda konuşursan, ben seni beni şikayet ediyorsun diye şikayet ederim diyor. O iş o kadar kolay değil. Nerede bu yoğurdun bolluğu? Erdoğan'a sevap olan başkasına neden günah olsun? Ona helal olan başkasına niye haram olsun? Türkiye'de öğrencilerin başörtüsü sorunu vardı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde geldiniz davayı açtınız. O günlerde bir hak mücadelesiydi. Ben de karşınızda olmadım. Ama o gün gelip Türkiye hakkında dava açarken bu şikayet değil. AK Parti'ye kapatma davası açılmış, dört kişilik heyet yapmış, dünya başkentlerini geziyor. Bu şikayet değil.
"HAKSIZLIĞI YAPAN KENDİSİ OLUNCA 'SUSUN' DİYOR"
15 Temmuz darbesi olmuş, kapımızı çaldı. Birlikte anlatalım bu darbeyi dünyaya anlatalım diyor. Darbeye uğrayan kendi olunca herkese anlatalım diyor; darbeyi kendisi yapınca kimseye anlatmayın diyor. Susmayacağız! Haksızlığı yapan kendisi olunca 'susun' diyor. Ben küçükken bir kusur işlediğimde ananem karşısına alırdı, utanır ve yüzümü kapatırdım. Derdi ki yapmaya utanmıyorsun, bakmaya utanıyorsun. Erdoğan, Avrupa Birliği'ne girmeyi hedefliyorsan ne yapacaksan yapıp sonra da gözlerinin içine bakacaksın. Ben öyle yapıyorum kardeşim!
VRUPA'DAKİ BAZI BELEDİYE BAŞKANLARININ MESAJLARI OKUNDU
Brüksel buluşmasında; Roma Belediye Başkanı Roberto Gualtieri, Amsterdam Belediye Başkanı Femke Halsema, Budapeşte Belediye Başkanı Gergely Karácsony, Selanik Belediye Başkanı Stelios Angeloudis, Timişora Belediye Başkanı Dominic Fritz, Köln Belediye Başkanı Henriette Reker ve Frankfurt Belediye Meclisi Başkanı Hilime Arslaner’in Ekrem İmamoğlu ve tutuklu belediye başkanları ile dayanışma mesajları okundu.Brüksel Belediye Başkanı Philippe Close da buluşmaya video mesajla katıldı.CHP Belçika Birlik Başkanı Derya Bulduk, Avrupa Yeşiller Partisi Eş Başkanı Vula Tsetsi ve Avrupa Sosyalist Partisi Genel Sekreteri Giacomo Filibeck, İmamoğlu ve arkadaşlarına özgürlük taleplerini dile getirdi.
Mitingde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun mektubu okundu. İmamoğlu mektubunda şu ifadelere yer verdi:''Değerli yurttaşlarım, Avrupa’da yaşayan dostlarım, kardeşlerim, yol arkadaşlarım… Biliyorum, aklınızın ve kalbinizin bir yanı hep Türkiye’de. İnanın bizim de aklımız ve kalbimiz hep sizde. Çünkü bu ülke, sadece sınırlarla değil; inançla, sevdayla, umutla birbirine bağlı bir ülkedir. Ben, bugün size yine Silivri’den sesleniyorum. Ama biliyorum ki sesim burada, Avrupa’nın kalbinde, sizlerin yüreğinde yankı buluyor. Bu zor dönemde, hepimizin zihninde ve yüreğinde üç kelime var: Demokrasi, adalet ve cesaret. Bu üçü, birbirine tutunarak ayakta kalıyor. Zira bugün, yalnızca demokrasi ve adalet talep etmek değil, demokratik haklarımızın elimizden alınması ve adaletsizlik karşısında sessiz kalmamak da cesaret gerektiriyor. Avrupa Birliği de bir zamanlar işte bu cesaretle oluştu. Savaş yorgunu halkların, barış, özgürlük ve insanlık onuru için gösterdiği büyük cesaretle.Ama bugün görüyoruz ki, Avrupa da dünyanın birçok ülkesi gibi, büyük bir sınavdan geçiyor. Bu sınav yalnız ekonomik ya da diplomatik değil; ahlaki ve vicdani bir sınav. İklim krizi, savaşlar, göç, enerji krizi, eşitsizlik… Ve en önemlisi; halkların kurumlara olan güveninin sarsılması. Bu ortamda otoriter liderler, hakikati eğip bükerek, adaleti kendi iktidarlarının aracı haline getiriyor. Demokrasiyi sadece sandığa, hukuku ise siyasetin sopasına indirgemeye çalışıyorlar. Bugün Ukrayna halkı, özgürlük için direniyor. Gazze’de yaşanan büyük acıların ardından gelen ateşkes, umut verici. Ancak gördük ki, devletlerin kendi toplumlarının vicdanından gerisine düşen tutumları, dünyayı daha güvensiz, insanlığı ise daha yorgun hale getiriyor.Bu iki tablo, iki ayrı coğrafyada görünse de aslında aynı gerçeği gösteriyor: Bir yerde adalet eksilirse, her yerde otoriterlik ve despotluk güçlenir. Adaletin coğrafyası daraldığında, despotların zulmü genişliyor. Avrupa da kendi değerlerinden uzaklaştıkça, kısa vadeli çıkarların peşine düştükçe, uzun vadede kendi demokrasisini tehlikeye atıyor. Ben, halkın özgür oylarıyla üç kez İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildim. Bugün özgürlüğüm elimden alınmış olsa da mücadelem asla bitmedi. Çünkü bu, sadece benim mücadelem değil, adil ve özgür bir Türkiye’nin mücadelesidir. Bu; yoksulluktan, haksızlıktan ve hukuksuzluktan bitap düşmüş büyük bir milletin onur ve haysiyet mücadelesidir. Ve Yüce Allah’a şükürler olsun ki yalnız değilim… Yalanlar, iftiralar, baskılar, zorbalıklar, tehdit ve şantajlar sonuç vermiyor. Tam tersine, milyonlar mücadelemizde birleşiyor. Omuz omuza, el ele veriyor. Gençlerin üniversitelerde, kadınların meydanlarda, aziz milletimizin sokaklarda gösterdiği barışçıl mücadele, ülkemizin demokrasiye olan inancının ne kadar köklü ve güçlü olduğunu kanıtlıyor.Gelişmiş ülkelerde dahi meşruiyet krizi yaşanıyor. Otoriter iktidarlar, demokrasiyi sandığa sıkıştırıyor, hukuku yok sayıyor ve hatta ayaklar altına alıyor. Ama biz biliyoruz ki; halkın iradesi vicdanlarda, sandıklarda ve meydanlardadır. Ve hiçbir güç, o iradeyi susturamaz. Biz, halkın sesini devletin kalbine, adaletin merkezine taşıyana kadar mücadelemize devam edeceğiz. Kararlarımızı, kapalı kapılar ardında değil; birbirimizin gözünün içine, aynı hizadan bakarak alacağız. Aslında İstanbul’da biz, bu anlayışın ilk adımlarını attık. Katılımcı yönetim modelimiz, sadece bir şehir uygulaması değil; geleceğin Türkiye’si için bir demokrasi örneğidir. Bugün Avrupa’daki tüm demokratlara sesleniyorum: Bu mücadele, sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın da geleceğini ilgilendiriyor. Avrupa’nın yeniden değerlerine sahip çıkması, adaleti ve demokrasiyi her yerde savunması gerekiyor. Çünkü adaletsizliğin milleti olmaz,coğrafyası olmaz.Beni, belediye başkanlarımızı ve yol arkadaşlarımızı esir tutanların amacı; kendi ikbâlleridir, bitik tükenmek bilmeyen koltuk hırslarıdır. Onlar, milletin iradesine ve demokrasinin özüne yönelmiş, aciz ve hukuksuz bir girişimin içindeler. Bizim tek talebimiz, adil bir yargılamadır. Biz, adaleti sadece kendimiz için değil, herkes için istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki adalet artık bir kişiye değil, herkese lazımdır. Adalet olmadan ekmeğin olmayacağını, dirliğin olmayacağını, birliğin olmayacağını biliyoruz. Evet Türkiye bugün zor bir dönemden geçiyor. Ama biz umutsuzluğu değil, umudu diri tutan, adaleti ve birliği yeniden hâkim kılan günler için tarifi zor bir onur mücadelesi veriyoruz.''







YORUMLAR