Kılıçdaroğlu'İktidar bilimi dinlemiyor'

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu İzmir depreminin ardından 18 yıldır iktidarda olan AKP'nin deprem politikalarını eleştirdi

Kılıçdaroğlu'İktidar bilimi dinlemiyor'
03 Kasım 2020 - 16:49
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu İzmir depreminin ardından 18 yıldır iktidarda olan AKP'nin deprem politikalarını eleştirdi. 1999 depreminin ardından Türkiye'nin en önemli deprem raporunun CHP tarafından hazırlandığını dile getiren Kılıçdaroğlu, raporun iktidar tarafından raflara kaldırıldığını söyledi. Depremin ardından toplanan 35 milyar dolar vergiye ne olduğunu soran Kılıçdaroğlu, “Sosyal devlet değil, 5’li çeteye hizmet veren bir devlet var” diye konuştu. “Artık CHP’nin devleti yönetme zamanı gelmiştir” diyen Kılıçaroğlu, “Hiç kimse karamsar olmasın, bunlar aşılır” diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.Kılıçdaroğlu'nun açıklamasından öne çıkan başlıklar şunlar:
YAŞAMINI YİTİRENLER İÇİN SAYGI DURUŞU
Zor bir haftanın içindeyiz. İnsanoğlunun özelliği bürün acılara katlanmış olmasıdır. Ama başka bir özelliği daha var; benzer olayların yaşanmaması için aklını kullanmak. Oturumumuzu yöneten grup başkanvekilimiz oturumu açarken, İzmir’de yaşanan depremde hayatını kaybeden 105 vatandaşımız için saygı duruşunda bulunmamızı istedi ve bulunduk.
VEKİLLERİMİZ ENKAZIN BAŞINDA BEKLEDİLER
Hala enkazlar kaldırılmadı. 65 saat sonra Elif, 91 saat sonra ise Ayda enkazdan sağ kurtuldu. Oraya gittiğimde de ifade etmiştim. AFAD’ın, jandarmanın, büyükşehir belediyemizin, Kızılay’ın arama kurtarma ekiplerine teşekkür etmek bizim görevimizdi. Genelde genel başkan kendi partisine teşekkür etmez ama ben İzmir’de yaşanan deprem dolayısıyla bütün CHP üyelerine teşekkür etmek isterim. Depremin olduğu andan itibaren bir seferberlik içinde İzmir’e gittiler. Her enkazın başında 24 saat milletvekillerimiz beklediler. Çadırların tümü ziyaret edildi ve şu soru soruldu. Bizim bir eksiğimiz var mı, sizin bir eksiğiniz var m? Çadırlarımız kuruldu ve hiçbir sorunun olmamasına özen gösterildi. Verdiğimiz mücadele, gösterdiğimiz çaba, sadece İzmirliler için değildi. 2 bin 588 çadır kuruldu bizim belediyelerimiz tarafından. Isıtıcı, maske dağıtıldı. Arama kurtarma ekipleri görev yaptı. Binek araç desteği verildi. 9 ayrı alanda şarj istasyonları oluşturuldu. Bunlar İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapıldı. İlçe belediyelerimiz de seyyar mutfak, aydınlatma desteği, battaniye desteği verdi.
DEPREM DÜZENLEMESİ ŞART
Bir yerde sorun varsa sorunun çözümü için her yola gidildi. Psikolojik destek isteyenlere de yardım edildi. Şu anda İzmir’de kimse aç ve açıkta değil. Bunlar CHP’li belediyelerin çabaları. Ayrıca Kızılay ve AFAD’ın çabaları da var, onlara da teşekkür ederiz. Bir deprem gerçeği yaşıyoruz. Eğer biz deprem gerçeğini kabul ediyorsak gerekli önlemleri almak için çaba harcamalıyız. Hayatını kaybedenlerin arkasından Fatiha okuyoruz, gözyaşı döküyoruz. Ya sonra ne yapıyoruz, asıl soru bu. Aynı şeyleri yapmaya devam ediyoruz, bunun değişmesi lazım. Deprem olduğunda nasıl can kaybını minimize edebiliriz ya da hiç olmaz. Mal kaybını nasıl önleyebiliriz, yaralı olmasını nasıl olmasını önleyebiliriz?
Devlet bu 3 sorunun cevabını bulmalıdır. AFAD’ın internet sitesine girdiğinizde evinizin fay hattında olup olmadığını görebiliyorsunuz. Bilim bu noktaya geldi. Yasalar çıkardık ama yasaların kendi içinde iç tutarlılığı yok. Önce 1959’da bir kanun çıktı. Erzincan depreminde 1992’de bakılar ki bu yasa artık yanıt vermiyor ve yeni bir kanun çıkardılar ama geçici madde. Arkasından 1999 depremini yaşıyoruz. 10 binlerce kişinin hayatını kaybettiği büyük bir deprem yaşadık. Ek vergiler çıkarıldı, deprem sigortası kanunu çıkarılıyor. Sonra kentsel dönüşümle ilgili de güzel bir kanun çıkarılıyor. İstenirse Parlamento gerekli düzenlemeler yapılabiliniyor. Sonra 2012 afet riski taşıyan yapıların dönüşümü için kanun çıkarıldı. Aslında güzel bir kanun. Ama riskli alanı kim belirleyecek. Bugüne kadar nerede, ne kadar riskli alan belirlendi? Ben merak ediyorum.
CHP HEP ELEŞTİRİR DİYENLER DİNLESİN
Riskli alan belirlendikten sonra oradaki binaların yıkımı gerekiyor. Peki yıkıma kim karar verecek? Belediyeler beliryemiyor. Valilik, bakanlığa bildirecek, onaylarsa belediye gidip yıkımını yapacak. Yasaların bu kadar dağınık olması aslında deprem riskiyle mücadelede bürokrasiyi de zorluyor. Deprem konusunda biz ne yaptık? Biz ana muhalefet partisiyiz. Özellikle bu bölümü CHP’de hep eleştirir diyen vatandaşlarım dinlesin.
Bürokrasisi gelişmiş, vatandaşların bilgilendirildiği ülkelerde depremle mücadele 2 aşamalıdır. Birinci aşama afeti nasıl önleyebiliriz. Yani depreme dayanıklı yapılar yaparsınız. Riskli alanda öyle yapılar yapacaksınız ki yapılar depreme dayanıklı olacak. İkinci aşaması ise depremin oluşması halinde oluşması gereken riski nasıl önleyebiliriz. Türkiye’de hangisi yapılıyor? Birincisi yapılmıyor. İstanbul’daki konutların büyük bir kısmı depreme dayanıksız. Bunu hepimiz biliyoruz ama önlem alınmıyor. Deprem oluyor, çocuklarımız kurtuluyor, hepimiz seviniyoruz. Peki, depremden sonrasını biliyoruz da deprem için neden önlem almıyoruz?
İKTİDAR BİLİMİ DİNLEMİYOR
Bugün bir gazetemiz haberin başlığını şöyle yapmış: İktidarıyla, muhalefetiyle bilimin sesine kulak tıkayan Türkiye. İktidar zaten bilimi dinlemiyor. Baban öldü, annen öldü ama sana bir daire vereceğim diyor. Bu ayrımı insanın vicdanı yapmalı ama bu ayrım yapılmıyor. Bundan sonra da deprem olacak. Ben söylemiyorum, bu işin uzmanları bilim insanları söylüyor. Parlamentodan depremle ilgili kanunların tamamı geçti. Ama parlamentonun bir eksiği var. Depremle ilgili 58 önerge vermişiz ama bir tanesi araştırılmamış. Parlamentonun bunu araştırması lazım. Demek ki muhalefet 10 yılda 58 kez parlamentoyu depreme karşı uyarmış.
EN KALİTELİ RAPORU BİZ VERDİK
Bilim insanlarının dilinde tüy bitti ama bunlar bir şey yapmadılar. Sivil toplum kuruluşları, üniversiteler de üzerine düşeni yaptılar. Yayınlar, toplantılar yaptılar. Meslek kuruluşlarının onlarca, yüzlerce raporu var. Peki muhalefet olarak biz görevimizi yaptık mı? Şunu açıkça söyleyebilirizm. Deprem konusunda, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en kaliteli raporu sunup hükümete veren bir parti var o da CHP’dir.
DENİZ BAYKAL HAZIRLATTI
Şimdi diyeceksiniz ki neden kimsenin bundan haberi yok? 1999 depreminden sonra on binlerce insan öldü, binlerce insan sakatlandı, milli gelirimizde büyük düşüş yaşandı. Ersin Arıoğlu, Türkiye’den, Japonya’dam ve ABD’den deprem mühendislerini bir araya getirdi. Raporu 2005 kasım ayında o dönem genel başkanımız olan Deniz Baykal’a sunuldu. Sayın Baykal, raporun önemini gördüğü için hükümetin bu raporu bilmesi lazım, sayın Başbakan’a bunu verin anlatın dedi. Ama dedi ki sayın Baykal, bu raporu kamuoyuyla paylaşmayın, bu CHP’nin raporu olarak anılmasın. Deprem siyasete alet olamasın dedi. Sayın Baykal’ın önerisi üstüne dönemin Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer’e telefon etti. Sayın Arıoğlu deprem konusunda sayın Başbakan’a bilgi vermek istediklerini söyledi. 20 dakikalık randevu verildi.
BİZ BUNU ASLA YAPMADIK
Rapor 3 bölümden oluştu. İlk bölüm, İstanbul deprem ihtimalinin bilimsel analizi. İkinci bölüm, muhtemel hasar senaryosu. Üçüncüsü risklerin en aza indirilmesi için nelerin yapılması gerekiyor. Randevu günü sayın Başbakan’a gitti ve şunu söyledi: Sayın Baykal bu rapor kamuoyu ile paylaşmayın dedi. Raporu anlattılar ve Başbakan raporun önemin anlayınca brigfingi 3.5 saat dinledi
Bu haber 348 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum