CHP lideri Özel'ara zam hakkımız söke-söke alırız'

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Millet İradesine Sahip Çıkıyor mitinginde konuşuyor:
Bugün Bayburt'a sizlerle kucaklaşmaya geldiğimizde bir takım ezberlerin, haksız söylemlerin yerle bir olmasını ümit ediyordum. Yazdılar, çizdiler. Gezi bir tek Bayburt'ta olmadı dediler, gitme Bayburt'a 19 Mart'tan sonra Bayburt'ta bir şey olmadı dediler. Dedim ki bu ezberler bitti, bu eski siyaset bitti. Bugün artık öyle siyasi partilerin kalesi kale siyaseti bitmiştir. Artık Bayburt ne AK Parti'nin ne Tayyip Bey'in değil, Bayburt bir bütün olarak bu milletin kalesidir.
CHP'nin “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” sloganıyla düzenlenen mitinglerin 10’uncusu bugün Bayburt’ta başladı. CHP, en son 14 sene önce Bayburt’ta miting düzenlemişti.CHP’nin miting için kent merkezindeki alan talebi Valilik tarafından reddedildi. CHP'liler engellemeye tepki gösterirken miting, Bayburt Genç Osman Stadı önünde düzenleniyor.
ÖZEL KONUŞUYOR | 13.49
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: 
Anadolu'ya gelen Türkleri bağrına basan Çoruh Nehrinin kıyısında yeşeren Dede Korkut Diyarına, be böreğin yurduna selam olsun. Bayburt'un yüreğinde vatan, millet, bayrak ve Atatürk sevgisi olan güzel insanlarına selam olsun. Doğu Anadolu'yu Karadeniz'e bağlayan tarihi İpek yoluna Evliya Çelebi'nin zengin yurt dediği güzel Bayburt'a Bayburt'un eli öpülesi analarına, babalarına, dedelerine, gencecik evlatlarına selam olsun.Hoş geldiniz. Bayburt Rus işgaline direnen bir asır önce direnen Kop savunmasında bu vatan için kanını verenlerin, canını verenlerin zulmü gören zulme teslim olmayanların ateşten geçen yanan ama teslim olmayanların direnişin haysiyet mücadelesinin kenti Bayburt selam olsun sana.
İMAMOĞLU'NUN MEKTUBU OKUNDU | 13.42
CHP Bayburt İl Başkanı Haktan Yücel, İmamoğlu'nun mektubunu okundu:
 Ekrem İmamoğlu'nun hemşehrilerimize Silivri Zindanlarından gönderdiği mektubudur:
Çoruh'un onurlu insanları Kop Dağının yiğit çocukları Yüce dağlar arasındaki yüce gönüllü karakterli halkın şehri Bayburt. Sizlere kilometrelerce uzakta haksızlığa ve hukuksuzluğa hapsedildiğim Silivri zindanlarından sesleniyorum.
Trabzonlu kardeşiniz olarak Bayburt'u iyi bilirim. Bayburt halkı ıssızlığın ve tenhalığın ne demek olduğunu bilir. Soğuk havanın, uzaklığın, ihmal edilmenin ne demek olduğunu bilir. Mezalim görmüş bir şehirdir. Zulmü bilir ama diz çökmez. Haklarını kazanmak için gerektiğinde mücadele vermiş bir kenttir. Mücadeleyi de bilir. Bu sebeple beni çok iyi anlayacağınızı uzaklarda bir hapishane hücresinde sizlere duygularını yazan kardeşinizi bağrınıza basacağınızı da biliyorum.Milletin sesine ses olmaktan men etmeye çalışıyorlar kardeşlerim. Benim ve mesai arkadaşlarımın suçsuz, günahsız yere tutsak edildiğimizi tüm Türkiye biliyor.
Amaçları bizim halka hizmet etmemizi engellemek bu millet için siyaset yapmaktan uzak tutmak ama bunu başaramayacaklarını milletin akın akın meydanlara koşarak iradesine sahip çıkmasıyla gördüler. O yüzden her gün zulümlerini arttırıyorlar.
Onlar bugün zalimler zümresine adlarını yazdırıyorlar. Bunu biz yapmıyoruz. Kendi kendilerini bu hallere düşürdüler.
Ellerine yüzlerine bulaştırdıkları ekonomi mutfakta boş kalan tencereler istediğine vurmak için sopaya sopaya dönüştürülmüş hukuk sistemi kadim kurumlarımızı ve değerlerimizi çürüttüler.
Bile isteye milli iradeyi hiçe sayarak bu canım ülkeyi sadece kendileri ve yandaşları için yaşanılabilir diğer herkesin sıkıntı çektiği bir hale getirdiler. Yetmedi. Koltuklarını kaybetmek korkusu ile titreyerek karşılarına dikilen herkese ceza yağdırmaya başladılar.

Onlar zalim oldular. Bizler mazlum. Onlara zalimlik çok yakıştı. Biz ise onlar gibi zalim olmaktansa mazlum olmayı tercih ederiz. Yüzyıllardır bu şehrin yalnızlığına tanıklık eden Bayburt Kalesi şahittir ki Bayburt halkı devletini sever, devletine itaat eder. Fakat Bayburt halkı da ister ki devlet adil olsun. Hakkaniyetli olsun. Bugün geldiğimiz noktada saygınlığını ve güvenilirliğini yitirmiş, 1000 yıllık devlet geleneklerine baş aşağı etmiş devletin içi boşalmış bir iktidar eliyle sizlerin güvenliğini sarsıldığını çok iyi biliyoruz.Sakın umutsuzluğa kapılmayın kardeşlerim. Güvendiğimiz, sırtımızı yasladığımız devlet geleneğimizi birlikte yeniden inşa edeceğiz. Yeniden devlet ebed müddet diyeceğiz. Yeniden birlik olmayı öğreneceğiz. Onlar zulümlerini arttırdıkça biz yeniden dirileceğiz. Meydan meydan çoğalacağız. Bu dirilişte yanımızda olursanız bu yolculuk çok güzel olacak. Siz varsanız her şey çok güzel olacak. Her şey Bayburt'ta da çok güzel olacak. Her şey çok güzel olacak. Her şey çok güzel olacak.

MANSUR YAVAŞ KONUŞTU | 13.34
Mansur Yavaş:

Demokrasi istiyoruz. Hukuk istiyoruz. Demokrasinin hukukun olmadığı yerde ekmek de olmaz. Türkiye'deki siyaset maalesef çok gergin gidiyor.Oysa etrafımızdaki savaşları da gördüğümüz zaman birlik beraberlik içerisinde olmamız gereken bir zamandayız. Siyaset asla bizi ayırmamalı.
Siyaset bir zenginlik, fikirlerin zenginliği olmalı. Bölünme amacı olmamalı. Bölmemeli, bizi bütünleştirmeli. Bunu neden söylüyorum? 2019 yılında aday olduğumuzda mevcut bakamlarını bırakmamak için Ankara'daki rantları başkasına bırakmamak için o düzenin devam etmesi için biz daha iyi yönetiriz deyip aday olduğumuzda bütün televizyonlarda gördünüz. Neler söylediler?
İşçileri çıkaracaklar. Yardımları kesecekler. Bunlar belediyeyi yönetemezler. Su sayaçlarını PKK'lılar okuyacak. DHKP-C'liler fatura getirecek dediler. Neden yaptılar bu karalamaları? O koltukları bırakmamak için.
Ancak Ankara Halkı bunlara inanmadı. Ankara Halkı inanmadığı gibi Türkiye çapında 11 tane Büyükşehir Belediye Başkanı olarak göreve başladık. Halk yaptığımız hizmetlerden memnun oldu ki hemen hemen bu 11 belediye başkanımızın tamamı oylarını artırarak seçtiği gibi tekrar seçildiği gibi sayımız da arttı.
Türkiye çapında 250 belediyemiz varken şu anda 420 civarında belediyemiz oldu. Belediye başkanlarımız halktan yana farklı bir belediyecilik yaptılar. Yardımları kesecek derken paket paket evlere koli dağıtmak yerine inancımıza uygun bir şekilde biz onlara kart verip onlara para yükledik.
Esnaftan çoluğunun çocuğunun istediğini almasının yolunu seçtik. Bize ne demedik. Ekonomiyi kötü yönettiler. Elme biz de uzak duralım da vatandaş iyice bir yokluğu hissetsin diyemedik. Vicdan sahibi olarak Bağadır herkese sahip çıktık. Şu anda ben Ankara'da 210.000 aileye düzenli şekilde destek oluyorum.
Eskiden yapılmadığı şekilde oluyorum. Bu iktidar emeklilere 14.000 küsur lirayı layık gördü. Bu yaşa gelmiş insanlar bu parayla nasıl geçinir? Kira mı ödeyecek? Başka tür şeyleri mi ödeyecek? Ne yiyecek ne içecek demediler.
Şu anda ben Ankara'da tam 74.000 küsur emekliye düzenli şekilde her ay 2.100 lira nakit yardımı yapıyorum. Yani bütün harcamalarınızı halktan yana yapıyoruz. Asgari ücreti biliyorsunuz, düşük ilan ettiler.Bunun üzerine biz asgari ücret programı yaptık. Şu anda 15.000 kadar asgari ücretliye de düzenli şekilde yardım yapıyoruz.
Ulaşım yardımı yapıyoruz. Çocuğu ortaokul lisede okuyan 50.000 öğrenci ücretsiz taşınıyor. Kreşleri gönderemeyenlerin kreş ücretini servis ücretini ödüyoruz. Ankara Halkı bunları önceden görmedi. 40 civarında yeni kreş açtık. Eskiden sıfırdı. Öğrencilerin barınması için binalarımızı yurt olarak, misafirhane olarak onlara açtık. Dolayısıyla ayrıca bütün engellemelere rağmen yaptığımız hizmetlerle Ankara Halkı bizleri ödüllendirdi. yüzde 51 olan oyumuzu yüzde 61'e 3 olan belediye sayımızı da 16'ya çıkarttı.
Hükümetin bizleri adlandırırken belediye meclisindeki azınlık olmamız nedeniyle topal ördek olarak adlandırılması ve hizmetlerimizin birçoğunun engellenmesiydi. Belediye başkanlarının birçoğu benim odama dahi gelmedi. İlçeleri için bir şey istemediler. Ancak Ankara Halkı onları cezalandırdı ve hiçbirisi seçimi kazanamadı.
Şu anda siyaset sahnesinde yoklar. Bunu neden söylüyorum? Eğer bu şekilde belediyelerimize yapılan hücumlar devam ederse Türk milleti yarın sandığa gittiği zaman bu engellemeleri yapanlara, bu haksızlıkları, adaletsizlikleri yapanlara sandıkta çok büyük bir ders verecektir. Buna kalbim kadar inanıyorum. Sevgili Bayburtlular, sadece sosyal belediyecilik değil, üretken belediyecilik de yaptık. Siz burada tarımla hayvancılıkta geçiniyorsunuz.
Dönemde sadece kırsal kalkınma desteği denince sadece ve sadece Ziraat Odalarına birer tane traktör vermişler. Biz şu anda 30.000'in üzerindeki çiftçiyle birebir görüşüyoruz. Onlara ücretsiz tohum yardımı, fide yardımı, gübre, mazot yardımı yapıyoruz ki onlar üretsin bizi Hansa George yarın mahkum etmesin diye. Evet hükümet henüz yapmadı. Biliyorsunuz Türkiye'nin birçok yerinde don oldu. 6500 çiftçiye şu anda dondan dolayı gördüğü zararı telafi etmek için yardımcı oluyoruz.