Atlantist ütopya değildir-Haydar Aksakal yazdı

Dünya’da Atlantis medeniyeti hakkında 25.000 kitap yazıldı. Ülkeler, turizm sektöründe rant elde etmek için Atlantis uygarlığının kendi ülkelerinden doğduğunu ve dünyaya yayıldığını iddia ettiler.
Bizde 2011 yılında “Atlantis’in Gizemi ve Batı Anadolu Uygarlığı” isimli bir yapıtımızla Atlantis uygarlığı kervanına katılmıştık. Atlantis’in kentimizde olduğunu iddia eden teoriyi desteklerken her hangi bir ranrt peşinde değildik. Gerçek tarihin, unutulan ve mitoloji haline gelen eski zamanların ortaya çıkarılmasını istiyorduk. Araştırmacı yazar dağcı Cumhur Kavçak da Atlantis konusunda var gücüyle Atlantis, Anadolu’da diye sesleniyor.
Tarih öncesi çağlardan beri devam eden kültürel birikim ve etkileşim insanlığı bu günlere getirdi. Anadolu’nun, binlerce yıldan beri devam eden kültürel mirasına, başkalarından önce sahip çıkmak en doğal hakkımız ve insanlık görevimizdir.
Manisa ovasının ortasında, Paşa Köy Mezarlığı’nda bulunan falluslar, Manisa’nın tarihten önce kurulduğunun belgesidir.
Tanrıların yeryüzüne indiği, insanlarla birlikte yaşadığı harika zamanlarda, Kral Tantalus Sipylus Dağı’ndaki muhteşem sarayında, karısı Dione ve çocuklarıyla mutlu bir yaşam sürdü…
Tantalus, Sipylus (Manisa Dağı) ve Yamanlar Dağı çevresinde hüküm sürdü. Atlantis’in ilk kralı Atlas’ın soyundan gelen yerel bir kraldı. Krallığı, Sipylus vadilerinden, Hermos (Gediz Nehri) boyunca, Eğe kıyılarına kadar uzandı…
İmparatorluğunu Batı Anadolu’dan Mısır’a kadar genişletti.
Başkent Tantalis, ihtişamıyla göz kamaştırdı. Zengin kral, tanrıların yasalarına saygılı davranışlarıyla ün kazandı…
Sipylus Dağı’nda ve Tantalis kentinde, nesiller boyu yaşayan insanlar; zenginlikleri ve refahları ile tanrıları kıskandıracak hale geldi.
Efsanelere konu olan, gizemi çözülemeyen Sipylus, tarihteki esrarını korumaktadır.  
Oysa ortada, Tantalos Hanedanlığı’ndan izler bulunmaktadır.
Batı Anadolu’da meydana gelen depremlerde açığı çıkan büyük enerji, her şeyi yakıp yıktı. Tarihi kentler, belgeler ve yazıtlar zaman dilimi içinde yok oldu.
Doğal felaketlerden kurtulan insanlar, uygarlıklarına ait eserleri mağaralarda koruma altına aldı. Sağ kalanların bir kısmı başka yerlere göç etti. Sipylus (Manisa Dağı) ve ovada yaşanan felaketten kurtulan insanlar, yaşadıklarını gelecek kuşaklara efsane olarak anlattı…
Batı Medeniyetinin çıktığı topraklarda yaşıyoruz. Medeniyet ve uygarlık, Batı Anadolu’dan çıkmıştır.
Mısırlıların Atlantis ismini verdikleri uygarlık, bu topraklarda varlığını devam ettirdi, doğal bir felaketin sonunda yok oldu.
Aslında bir gerçek vardı. Platon’un MÖ 360 yılında yazdıkları hikâye değil, tarihe ışık tutan bir belgeydi…
Platon’un Timaeus ve Critias adlı diyalogları, Atlantis uygarlığını anlatan tek yazılı kayıtlardır.                                    
Tercümede ve Platon’un söylediklerinde gözden kaçan ve Atlantis araştırmacılarını hataya sürükleyen iki önemli cümle var.
“Libya” kelimesi, Kuzey Afrika’da bulunan ülke değildir. Libya, etimolojiye göre, deniz kıyısı demektir. Asya kelimesiyle Ön Asia Minör, Hermos vadisi söylenmek istenmiştir.
Atlantis, deniz kenarından Batı Anadolu içlerine kadar (Asya) uzanıyordu tercümesiyle sorun çözülürdü.
Düğüm, Herakles sütunlarının bulunduğu yerdir. Atinalıların Atlantisliler ile harp ettiği söylenmektedir. Harp iki komşu devlet arasında olur. Atinalıların harp etmek için Atlas Okyanus’una çıktığını düşünmek akla aykırıdır.
Herakles Sütunları’nın Cebelizatdut’la Cebelüttarık’ın teşkil ettiği dağlarda, Kuzey Afrika’da gösterilmesi de tarihi bir yanılgıdır. Herakles Sütunları’nın binlerce yıldan beri Batı Anadolu’da olduğu unutulmuştur…       
Batı Medeniyetinin Manisa, İzmir ve Batı Anadolu’dan çıktığı söylenmektedir. Bazı ülkeler, Batı Anadolu’dan çıkan ve Anadolu insanına ait olan uygarlığı ve kültürü, kendi kültürleri olarak dünyaya tanıttı ve turizm gelirlerini artırmak için kullandılar.
Anadolu’da üç bin adet antik kent vardır.
TANRILARIN VE ATLAS’IN SOY AĞACI
İnsanlar binlerce yıldan beri anlatılan Atlantis efsaneleri ile doğdular, büyüdüler. Onlarda; yazılanları ve söylenceleri gelecek kuşaklara bilgi ve masal olarak aktaracak...
Londra Üniversitesi’nden İngiliz Arkeolog Peter James, Atlantis'in kurucusu Atlas’tan itibaren soy ağacını araştırdı.
Soy ağacında Atlas, Dione, Tantalos, Pelops, Niobe, Broteas, Duscylus ve Genç Tantalus’ları gördükten sonra son noktayı koydu: “Atlantis’in anahtarı Tantalos ve Tantalis kentidir.”
Dünyada, yazılı metinlere ve efsanelere göre, Tantalos yalnız Manisa'da, Sipylus Dağı’nda ve Tantalis Kenti’nde yaşadı.
Kral Tantalos, Pelops, Niobe, Duscylus ve Broteas’ın babası, eşi Dione, Atlantis Medeniyetini kuran Atlas’ın kızıydı.
İngiliz arkeolog Peter James, 1995 yılında geldiği Manisa'yı unutamadı. Spil'den çok etkilenen James, üç yıl sonra, Yunanlı arkeolog ve BBC ekibiyle birlikte, kitabını yazdığı kayıp kent Atlantis'i aramak için tekrar 25 Eylül 1998’de Manisa’ya geldi.
Peter James, Yunanlı arkeolog Dr. Nikos Kokkinos ve BBC TV’den iki yapımcı, Peter Getsel ve Uri Rodner ile birlikte Manisa'ya geleceklerini bildirdi, kendilerine yardım edip edemeyeceğimi sordu. Yardıma hazır olduğumuzu söyledim.
Aynı gün beş kişi geldiler, TRT'den Arkeolog Semih Aközlü de tercüman olarak yanlarındaydı.
James, prodüktörlerin Himalayalar dâhil, dünyadaki birçok dağa çıktıklarını, özellikle doğa çekimlerinde çok başarılı olduğunu söyledi.
İngiliz BBC Televizyonu’ndan yapımcılar gelmiş, Manisalı dağcıları da çağırayım, dağcılarımız dünyaca tanınsın, diye düşünüyordum... işin aslı öyle değilmiş.
James, “Krallığın Çöküşü ve Atlantis'in Sırları Çözüldü” isimli kitabını, hazırladığım bilgilendirme toplantısında tanıttı...
“...Batık Krallık hatırı sayılır bir başarı... James Atlantean çalışmalarında bize bir kriter sağlamıştır.”
(Steve Moore, Fortean Times 85, Şubat / Mart 1996).
“Batık krallık, Bilim adamlarına gizemli bir çözüm sunmaktadır. Olağanüstü bir tarihçi ve arkeolog tarafından yazılmış bu kitap tamamen yeni bir yaklaşım getiriyor.
Kitabın ilk sayfalarında Manisa Dağcılık Kulübüne teşekkür ediyordu.
(The Sunken Kıngdom Atlantis Mystery Solved)
Manisa’da Atlantis macerası böylece başlamış oldu.
Girit Adası yakınındaki volkanik ada Santorini’de Atlantis olamazdı. Kaynaklarının dikkatli bir analizi sayesinde, Atlantis hikayesi Batı Anadolu’da başlıyor.
Tunç Çağı kenti (Tantalis) bir depremle harap olmuş, bir gölün altında batık hale gelmiş.