255 haftadır direnen KHK mağdurları'Biz kazanacağız'

KESK İzmir Kadın Meclisi kadın ve çocuk düşmanı politikalara karşı KESK İzmir Şubeler Platformu üyeleri ile alanlarda. KESK'liler 255. haftadır KHK hukukuluğuna karşı alanlarda: "Dilenenler değil, direnenler kazanacak. KHK'ler tüm sonuçlarıyla iptal edilecek, işimizi geri alacağız. Biz kazanacağız."
“BASINA VE KAMUOYUNA
Tarihi bir seçimi, 14 Mayıs seçimlerini geride bıraktık. Seçim sürecinin her adımında iktidar, milliyetçi ve kutuplaştırıcı politikaları ile toplumu alabildiğine germiştir. Ülkede seçime değil, adeta savaşa gider gibi bir atmosfer yaratılmıştır.  Başta işçiler ve emekçiler olmak üzere, halkı daha fazla yoksulluk ve işsizlikle karşı karşıya bırakan, her geçen gün gittikçe derinleşen ekonomik kriz, hayat pahalılığı, güvencesiz çalışma ortamı ve 6 Şubat depreminin iktidar eliyle felakete dönüşüp daha fazla ölüm ve yıkım yaşatması gibi yakıcı sorunlar iktidar blokunun yarattığı bu atmosfer ile perdelenmiştir.
15 Temmuz darbe girişimi bahane edilerek haksız hukuksuz bir şekilde bir gece yarısı kararnamesi ile işlerinden edilen arkadaşlarımız için 255  haftadır bu alanda dayanışma ve direnişimizi sürdürüyoruz. Arkadaşlarımıza karşı işlediğiniz bu hukuksuzluk eninde sonunda son bulacak ve arkadaşlarımız işlerine geri dönecektir. Dünya sınıflar mücadele tarihi mücadele edenlerin her zaman kazanamadığını ancak kazananların hep mücadele edenler olduğunu ispatlayan sayısız deneyim biriktirmiştir. Kaybettiğimizde değil, vazgeçtiğimizde yenileceğimiz bilinciyle emeğin alın terinin karşılığını aldığı, hakkın haksızlıktan yüce, sevginin nefretten üstün, aydınlığın karanlıktan güçlü olduğu bir ülkeye kavuşacağımız günü yakınlaştırma mücadelesinden asla taviz vermeyeceğiz.  
 Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde, 2 yaşındaki bebek cinsel istismar sonucu maalesef yaşamını yitirdi. Çocuğu istismara maruz bırakan fail tutuklandı. Çocuğun devlet korumasına alındığı belirtilirken, annenin 8 yaşındaki diğer kız çocuğunun da cinsel istismara maruz bırakıldığı ortaya çıktı. Yaşanan olaya ilişkin ise yayın yasağı getirildi.
Siyasal iktidar yayın yasakları ile kadına ve çocuğa yönelik işlenen suçların üstünü örtmeye çalışmaya devam ediyor. Ancak bizler biliyoruz ki kadını ve çocuğu koruyan yasalara göz diken, İstanbul Sözleşmesi’ni siyasi pazarlık meselesi yaparak fesheden AKP-MHP iktidar bloğu; çocuk istismarını olağanlaştıran, evlilik yaşının 12’ye düşürülmesini isteyen Diyanet İşleri Başkanlığı; çocuğu koruyan uluslararası sözleşmeleri ve yasaları uygulamayan yargı mercileri ile kolluk kuvvetleri ve bütün bunlardan cesaret alan fail bu cinayetin sorumlularıdır.
Ataerkil egemen sistemin; eğitimde, medyada, iş yerinde ve gündelik hayatın her alanında yeniden ve yeniden üretildiği Türkiye’de, siyasi iktidarın kadına ve çocuğa karşı işlenen suçları cezasız bırakan mevcut şiddet dili ve politikaları, şiddeti ve ayrımcılığı kurumsallaşmakta, failleri cesaretlendirmektedir. Öyle ki siyasi iktidarın, özellikle son 10 yılda kadın ve çocuk haklarının gaspına yönelik mevcut gerici politika ve uygulamaları ile AKP-MHP ve HÜDA PAR bloğunun çocuk ve kadına yönelik şiddet ve istismarın önünü açan söylemleri, son örnekteki gibi acı durumların yaşanmasına neden olmaya devam edecektir. Kadın düşmanlığında ortaklaşan, “yalnız yaşayan kadınları sahiplendirmekten” bahseden, çocuk istismarını meşrulaştıran ve ülkemizi ortaçağ karanlığına gömmeye çalışan bu gerici ve ataerkil zihniyeti,  kadınlar eşitlik ve özgürlük mücadelesini yükselterek, dayanışma ve iradeyle değiştirecektir.
 Baştan itibaren bu seçimlerin Tek Adam Rejimine karşı bir referandum olma niteliğinde olduğunu söyledik. Seçim çalışmaları sırasında siyasi partilerin söylem ve propagandaları, halklarımızın ve emekçilerin talep ve beklentileri de bu tespiti doğrular nitelikte olmuştur. Buradan hareketle çok daha önemli hale gelen, 28 Mayıs’ta gerçekleştirilecek olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tercihimizi yine demokratik parlamenter sistemden, emek ve demokrasiden yana kullanacağız.
• Bir avuç insanı zenginleştirirken topluma açlığı ve sağlıksızlığı dayatan bu iktidardan kurtulmak için,
• Kadınların özgür oldukları, şiddet nesnesi kılınmadıkları, sahiplendirilip öldürülmedikleri yarınlar için,
• Gençlerimizin yurt bulamadıkları için tarikatlara, cemaatlere teslim olmadıkları, geleceksiz kalmadıkları günler için,
• Doğanın ve geleceğimizin tahrip edilmemesi için,
• Yerüstü ve yer altı kaynaklarımızın yağmalanmaması için,
• Salgınlarda, depremlerde yüzbinlerce insanımızı kaybetmemek için,
• Çocuklarımızın ve gençlerimizin eğitiminin çağın gereklerine uygun bilimsel niteliğe ulaşması için,
• Özgür, özerk ve bilim üreten üniversiteler için,
• Yurttaşlarımızın demokratik iradesine saygı duyulduğu güzel günler için,
• Basın üzerinde yaratılan baskıcı politikalara son vermek için,
• İnsan hakları ihlallerinin olmadığı yarınlar için,
• Güvenli ve güvenceli çalışma ortamlarının sağlandığı ve kötü çalışma koşullarının düzeltildiği yarınlar için,
• İşsizliği azaltmak, atama ve işe alımlarda ayrımcılığa dur demek için,
Herkesi 28 Mayıs tarihinde seçimlerde oyumuzu kullanmaya ve sandıklarımızdaki oylara sahip çıkmaya çağırıyoruz. Gelin, hep birlikte değiştirelim!”